Startuplarda Değerleme Nedir?

“Değerleme” kavramı en temel tanımı ile belirli bir iktisadi kıymetin belli bir zamandaki kıymetinin belli bir para cinsinden ifade edilmesi anlamına gelmektedir. Değerleme konusu olgunlaşmış, köklü ve geçmiş dataları bulunan bir şirket olduğunda yapılan değerlendirmeler ciddi analizlere dayanmaktadır. Bu detaylı analizler arasında en çok kullanılan yöntem ise İndirgenmiş Nakit Akışı (Discounted Cash Flow) yöntemidir. 

Ancak söz konusu iş dünyasına yeni girmiş ve belki de henüz üretim aşamasına dahi geçmemiş bir startup şirket olduğunda nakit akışlarını etkileyen birçok faktörün tahmini değerleme aşamasında zor olacağı gibi geçmiş yıllara ait veriler de çoğu zaman bulunmayacaktır. Bu sebeple gelecek yıllara ilişkin tahminlerin belirsiz datalardan yola çıkılarak yapılması ne yazık ki doğru ve güvenilir sonuçlar vermeyecektir. Peki hızla büyümeye odaklı bir startup şirketin değerlemesi nasıl yapılmalıdır? Hiç şüphesiz hızlı büyüme karakteristiği nedeniyle startup şirketlerin değerlemesi zorlu bir işe dönüşmekte ve bu sebepten ötürü startuplara özgü çağdaş değerleme yöntemlerinin kullanılması gerekmektedir. Bu yöntemleri sırasıyla ele alalım.

Startuplarda Değerleme Yöntemleri Nelerdir?

Son yıllarda klasik değerleme yöntemlerinin startuplara uygulanmasında ortaya çıkan eksik yönlerin giderilmesiyle güncel değerleme yaklaşımları geliştirilmiştir. Ancak önemle belirtmek isterim ki hiç bir startup birbiri ile aynı değildir ve startup’ın kendine özgü özellikleri ve bulunduğu evreye bağlı olarak değerleme yöntemleri de farklılık göstermektedir.

1. Fikir(Tohum) Evresi

Henüz fikir aşamasında bulunan bir startup için bu aşamada nakit akımı ve pazar testi gibi hususlar söz konusu değildir. Tamamen subjektif bir alandan oluşan bu evrede, başarı potansiyeli yüksek bir iş fikrini belirlemiş olan girişimci piyasa araştırması, ön değerleme, iş planının hazırlanması ,şirket ve takımı kurma ve başlangıç fonunu oluşturma gibi girişimin başarısı için hayati öneme sahip konular üzerine eğilmektedir. Bu aşamada startup’ın değerlemesinde uygulanabilecek en uygun yöntem sabit aralıklar (fixed ranges) ve maliyet yaklaşımı yöntemleridir.

  • Sabit aralıklar (Fixed Ranges) yöntemi:

Sabit aralıklar yöntemi her ne kadar fikir evresi değerleme yöntemleri içerisinde anılsa da gerçek bir değerleme yöntemi değildir. Girişimlere başlangıçta atfedilen can suyu niteliğinde rakamlardan oluşmaktadır. Startup’ın büyüme potansiyeli ve kısa vadede göstereceği gelişim üzerine yapılan tahminlere dayalı olarak atfedilen bu rakamlar bir nevi deneme yanılma yöntemi olup girişimcinin oluşturacağı yol haritasına ışık tutmaktadır.

  • Maliyet yaklaşımı yöntemi:

 Maliyet yaklaşımı yöntemi startupın kuruluşundan itibaren yapılan toplam harcamayı dikkate alan ve makul bir yatırımcının da şirkete maliyetinden daha fazla yatırımda bulunmayacağını varsayan, daha çok yerine koyma maliyeti bakış açısını ele alan bir değerleme yöntemidir. Bir başka deyişle “benzer bir şirket benzer bir ürünü üretmek için  yaklaşık olarak böyle bir maliyete katlanacaktır” şeklinde bir arka planı vardır. Fakat girişimin geçmiş maliyetini esas alıp gelecekte yaratılacak faydaları veya startupın soyut bir takım artılarını ele almadığı için değerlemede çok fazla tercih edilen bir yöntem değildir.

2. Erken Evre

 Erken evrede bulunan bir startupta nakit akımları hala negatiftir  ancak artış trendine girmeye başlamaktadır. Bu aşamada girişimci en yalın ve sade ürünü geliştirmeye çalışmaktadır. Ayrıca yüksek ek fonlama ihtiyacının bulunduğu bir dönemdir. Bu döneme girilmeye başlandıkça puanlama (scorecard) olarak adlandırılan bir başka yöntem de değerlemede kullanılabilmektedir. 

  • Puanlama (Scorecard) yöntemi:

Puanlama(scorecard) yöntemi girişimlerin dünyadaki örneklerine bakılarak  hazırlanan bir çeşit karşılaştırma metodudur. Startupa en yakın global rakiplerin yönetici ve pazarlama ekiplerinin yetkinliği, pazar testi, ürünü, ek yatırım ihtiyacı, rekabet durumu gibi kriterlere belirli ağırlıklar atfedilerek girişimin gelecekteki potansiyelinin ve bu potansiyele göre rakiplerinden yüksek veya düşük  yönlerinin belirlendiği bu yöntemde , ağırlık ve karşılaştırma oranlarının çarpılmasıyla her faktör için bir başlık belirlenir ve faktörlerin toplamı ile ilk başta ortaya çıkan medyan çarpılarak startupın göreceli değerine ulaşılır.

Karşılaştırmada ele alınan kriterlerin pazarda bir karşılığının olmama ihtimalinden ötürü subjektif bir değerleme yöntemi olan puanlama yönteminde startupın değerinin gerçeğe en yakın olarak belirlenebilmesi için bu yöntem ile farklı değerleme yöntemleri kombine edilerek objektif sonuçlara ulaşılmaya çalışılması faydalı olacaktır.

3. Büyüme Evresi

Erken dönemden büyüme evresine doğru geçişte ilk pozitif nakit akımı ve devamında istikrarlı nakit akışları gerçekleşmektedir. Üretim süreçleri ve satış kanallarının geliştirildiği, yeni ürün ve pazar araştırmalarının yapıldığı bu evrede değerlemede yatırım yaklaşımı (VC) yönteminin uygulanabilirliği ortaya çıkmaktadır.

  • Yatırım yaklaşımı (Venture Capital) yöntemi:

Startup değerleme yöntemleri içerisinde en çok atıfta bulunulan değerleme yöntemlerinden biri olan yatırım yaklaşımı (VC) yönteminde öncelikle startupın  4-7 yıl sonrasındaki (terminal yılı) satış rakamları tahmin edilir. Sonrasında firma değeri/EBITDA oranı ile endüstrideki benzer şirketler baz alınarak şirketin terminal değeri hesaplanır. Hesaplanan bu terminal değer göreceli olarak yüksek bir indirgenme oranı ile günümüze çekilir. Bu oran %30 ile %80 arasında değişmekte olup bu kadar yüksek bir indirgenme oranının kullanılma sebebi ise VC’lerin startuplara yatırım yaparak büyük riskler almaları ve dolayısıyla da karşılığında yüksek kazançlar beklemelerinden kaynaklanmaktadır.

4. Olgunluk Evresi

 Büyüme evresinden olgunluk evresine geçildiğinde artık startupın karlılık seviyesi oturmakta farklı ürün ve hizmet geliştirme yöntemlerine odaklanılmaktadır. Olgunluk dönemine bağlı olarak büyüme hızında da düşüş yaşanan startupın değerlemesinde artık gelir yaklaşımı (indirgenmiş nakit akımı) ve piyasa yaklaşımı yöntemleri kullanılabilmektedir.

  • Gelir yaklaşımı (İndirgenmiş Nakit Akımı) yöntemi:

Gelir yaklaşımında kullanılan başlıca yöntem indirgenmiş nakit akımı yöntemidir.Bu yöntemde  şirketin gelecek yıllarda elde etmeyi planladığı nakit akışları belirli bir indirgeme oranı ile bugünkü değerine getirilir ve elde edilen değer şirket değeri olarak kullanılır. Şirketin geleceğe yönelik potansiyelini, beklentilerini yansıtan bu yöntem uygulaması teknik bilgi gerektiren bir yöntemdir ve startup değerlemelerine uygulanması açısından çeşitli zorluklar barındırmaktadır. Nitekim startuplarda gelecek dönemlere ilişkin nakit tahminlerinin tutarlı bir şekilde yapılması güç olup aynı şekilde yıllar itibariyle tahmin edilen nakit akımlarının bugünkü değere indirgenebilmesi için kullanılacak oranın tespiti de güçlük  arz etmektedir. Tüm bu zorluklara rağmen indirgenmiş nakit akımı yöntemi eldeki verilere uygulanarak startupın değeri hesaplanmakta ve diğer yöntemler ile elde edilen sonuçlarla karşılaştırılarak analizler yapılmaktadır.

  • Piyasa yaklaşımı yöntemi:

Piyasa yaklaşımı yönteminde halka açık benzer şirketlerin değerleme çarpanları ve gerçekleşmiş satın alımlara ilişkin çarpanları ele alınmaktadır.  Değerlemesi yapılan şirket bu evrede genellikle karlılığa ulaşmış olduğundan daha çok gelirler üzerinden hesaplanan çarpanlar dikkate alınmaktadır. Sektörün güncel durumunu yansıtan şirketlerin ele alındığı bu yöntem ayrıca gelecekte karşılaşılabilecek problemler açısından da değerlendirme yapılmasına olanak sağlamaktadır.

Startuplardaki Değerlemenin Hukuki Boyutu Nedir?

 Gerek girişimciler gerekse yatırımcılar açısından startup değerlemelerinin isabetli bir şekilde yapılması büyük önem taşımaktadır. Doğru bir değerleme ile yatırımcı yatırdığı sermayenin karşılığını en verimli şekilde alacağının bir nevi güvencesini alırken girişimci ise şirketinin gerçek değerini öğrenerek süreci en karlı şekilde tamamlama yolunda adım atmaktadır.

Bu açıdan ele alındığında tüm bu değerleme sürecinin hukuki olarak planlanması ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) standartları ve uluslararası standartlar ile uyumlu bir değerleme raporu hazırlanması oldukça önemlidir. Bu noktada girişimcilerin startup değerleme işlemlerinde alanında uzman tecrübeli hukukçulardan destek alması hayati önem arz etmektedir. 

 Startup değerlemelerinde hata ihtimali en aza indirilerek şirketin gerçek değerine ulaşılmaya çalışılması gerektiği de göz önüne alındığında bu aşamada hukuki yardım alınması kaçınılmaz olmaktadır. Aksi halde şirket değerinin gerçeğe uygun biçimde belirlenmemesi durumunda hem girişimci hem yatırımcı açısından büyük mali kayıplar ortaya çıkmaktadır. Bu kayıpların önlenebilmesi adına oluşan her bir yeni duruma özgü hukuki değerlendirmeler yapıldıktan sonra aksiyon alınması gerekli olup bu noktada alanında uzman hukukçular oldukça büyük rol oynamaktadır. Unutmayın, girişiminiz gerçek değerini yalnızca alanında uzman kişilerce finans teorisinde kabul görmüş değerleme methodlarının hukuki bir zeminde uygulanması ile bulacaktır.

-

tr_TRTurkish