Borçlunun alacaklıya olan borcunu hiç veya olması gerektiği gibi yerine getirmemesi durumunda alacaklıya bir ekonomik değer ödemeyi üstlenmesini sağlayan kayda cezai şart (bundan sonra “ceza koşulu” olarak da anılacaktır.) denir. Bir diğer ifadeyle cezai şart, asıl borç olarak nitelendirilen borcun, hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesi halinde borçlunun alacaklıya ödemekle yükümlü olduğu borç olarak tanımlanabilir. 

Cezai şartın esas itibariyle üç temel işlevi bulunmaktadır. 

  • Borçluyu ifaya zorlayarak borcun ifasını teminat altına almak,
  • Borcun yerine getirilmemesi sebebiyle doğacak zararı önceden belirlemek,
  • Borçlunun cezai şartı ödeyerek sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır.

Ceza Koşulu Kavramı:

Eski Borçlar Kanunu’ndaki ifadesi ile “cezai şart”, yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 179. ve 182. maddeleri arasında “ceza koşulu” olarak düzenlenmiştir. Özel hukuk düzeninin temeli olan borç ilişkilerinde, borçlunun borca aykırı davranışı sonucunda ifa edilmeme nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin kolaylığı sağlayan ve bu borcu teminat altına alma açısından rehin ve kefaletten daha pratik olan ceza koşulu, alacaklının alacağını kuvvetlendirmeye yardımcı olur. Ceza koşulu kararlaştırılan bir borç ilişkisinde, borca aykırı ifa durumunda alacaklının zararını ispatlaması gerekmeyecek ve ispat kolaylığı alacaklının alacağına kavuşmasına yardımcı olacaktır. Nitekim, ceza koşulunun kararlaştırıldığı borç ilişkilerinde ceza koşulunun başlangıçta götürü olarak belirlenmesi, genellikle asıl borçtan yüksek miktarda kararlaştırılması ve alacaklının ispat zorunluluğu olmaması nedeniyle borçlu üzerinde bir ifa baskısı yaratacağı şüphesizdir.

Ceza Koşulu Türleri:

Türk Borçlar Kanunu’nda üç tür cezai şart düzenlenmektedir. Bunlar seçimlik cezai şart, ifaya eklenen cezai şart ve ifayı engelleyen cezai şarttır.

Seçimlik cezai şart: Asıl borcun ifasıyla birlikte değil de, bu borcun ifasından vazgeçilerek istenebilen ceza koşuludur. Seçimlik borca çok benzeyen bu cezai şart TBK m. 179/1’de düzenlenmiştir. Söz konusu maddede yer alan düzenlemeye göre, sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi halinde, aksine bir düzenleme olmadıkça, alacaklı ya ifayı ya da cezayı talep edebilecektir. Ceza koşulu, borcun hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi halinde muaccel hale gelir ve alacaklı seçimlik bir hakka sahip olur. Alacaklı burada ya ifanın yerine getirilmesini seçecek ya da ceza koşulunun yerine getirilmesini isteyebilecektir. Alacaklı buradaki seçimlik hakkını tek taraflı bir irade beyanıyla kullanabilir. Borçlunun ise bir seçim hakkı olmayıp, her zaman ifaya hazır olması gerekir. TBK m.179 gereği cezai şartın yerine getirilmesinin istenebilmesi, ifayı talep etmemeye bağlıdır. Yani alacaklı hem ifayı talep edip hem de cezai şartın ödenmesi isteyemeyecektir. Cezai şartın yerine getirilmesini talep eden alacaklı ise asıl edimin yerine getirilmesini isteyemeyeceği gibi, ifanın yerine getirilmesi istenmişse sonrada cezai şartın ödenmesi de istenemez. Ancak asıl borcun sonradan objektif imkansızlık haline düşmesi durumunda ceza koşulunu talep etmeyen alacaklı sadece imkansızlık sebebiyle uğramış olduğu zararın tazminini talep edebilir.

İfa ile birlikte istenebilen cezai şart,  TBK m.179/2’de düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre “ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir”. Alacaklı, ifanın belirli yerde ya da zamanda yapılmaması halinde ifa ile birlikte cezai koşulunu da talep edebilir. Alacaklıya bu hususta seçim hakkı tanınmamıştır, ancak taraflar bunun tersini kararlaştırabilir ve alacaklının yalnız ifayı veya yalnız ceza koşulunu isteyebileceğine yönelik sözleşmeye bir kayıt koyabilirler. Ceza koşulu, borcun taraflarca kararlaştırılan yerde veya zamanda ifa edilmemesi halinde muaccel hale gelecek olup, alacaklı ifa ile birlikte ceza koşulunu da talep edebilecektir. 

Dönme cezası (ifayı engelleyen ceza koşulu), sözleşmeden dönme cezası şeklinde de kararlaştırılabilir. Tam anlamıyla ceza koşulu demek pek olası değildir. TBK m. 179/3’de düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır. Borçlu ceza koşulu adı altında sözleşmede kararlaştırılan miktarı ödeyerek ifadan kurtulabilir. Bir diğer ifade ile, TBK m.178’de düzenlenen cayma parasına benzeyen ceza koşulu, borçlunun borcuna uygun davranmasını sağlamaya yönelik iken, m. 179/3’te düzenlenen dönme cezası, borçluya sözleşmeden kurtulma imkanı getirmektedir.

Her ne kadar ceza koşulunun miktarını belirlemede taraflar özgür ise de, güçlü olan tarafın ekonomik olarak zayıf olan tarafa ağır bir ceza koşulu kabul ettirmesi mümkün olabileceğinden TBK m.182/2’de hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden, re’sen indirir hükmü getirilmiştir.  Bu yolla hakimin sözleşmeye müdahalesi somut olay bazında yapılan değerlendirme sonucu söz konusu olabilmektedir. Hakim cezai şartın indirimini belirlerken, borçlunun kusurunun ağırlık derecesi, cezai şartın ödenmesine karşılık olarak sigortadan bir menfaat elde edip etmediği, alacaklının ortak kusuru ve tarafların ekonomik durumlarını dikkate alır. 

Ticari işlerde ise cezai şartın indirilmesi müessesesi kural olarak kabul edilmemiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”)  22. maddesine göre tacir sıfatını haiz borçlu TBK’nın 121/2, 182/3 ve 525. maddelerinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırıldığı iddiasıyla ücret veya sözleşmedeki cezanın indirilmesini talep edemeyecektir. TTK’nın 182/2. maddesi gereği her tacir basiretli bir tacir gibi hareket etmeli, basiretli bir tacir gibi gereken özen ve yükümlülüğü göstermek zorundadır. bu kapsam tacirin özen sorumluluğu objektif kriter makul bir tacirin dikkate alınması olacaktır. Nitekim tacir sözleşmeyi akdederken cezai şartın miktarının belirlenirken fahiş olup olmadığını işin niteliği gereği öngörmesi beklenir.

Sonuç:

Cezai şart veya TBK’da yer alan ifadesi ile ceza koşulu, alacaklıya zararını ispat etmesine gerek kalmadan önceden belli ve ve kesin bir ceza miktarını borçludan talep etme imkanı sağlar. Ceza koşulunun talep edilebilmesi için ise borçlunun kusuru aranıyorken; alacaklının zarara uğraması aranmamaktadır. Sözleşmede herhangi bir edim ceza olarak kararlaştırılabilecek iken ceza koşulunun asıl borca bağlı olduğunu belirtmek gerekir. Dolayısıyla ceza koşulu, ceza koşuluna bağlanması açıkça yasaklanmamış her türlü borç için kararlaştırılabilir. Taraflarca sözleşmedeki ceza miktarı serbestçe kararlaştırılabilir, ancak hakim aşırı bulduğu ceza koşulunu kendiliğinden indirebilecektir.

KAYNAKÇA:

Eren, Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1999

AKKAYA, Hilal, Yargıtay Kararları Doğrultusunda Ceza Koşulu (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Ankara 2019)

AYAN, Mehmet, Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 11. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2016.

KARAHASAN, Mustafa Reşit, “Para Borçlarında Cezai Şart”, İstanbul Barosu Dergisi, 1966, C. XL, S.10, s. 469-494.

-

tr_TRTurkish